Günümüze “tuttuğun altın olsun” sözü, Kral Midas'ın dokunduğu her şeyin altın olmasıyla alakalıdır. Kral Midas, kulaklarıyla olduğu gibi bu yönüyle de bir efsane olmuştur.

“ Kim bu Kral Midas, neden kulakları meşhur ya da nasıl her tuttuğu şey altın oluyor ? “ Bunların hepsinin cevabı uzun zamandır bilinmekte sevgili dostlarım. Kral Midas, Gordion kentinde yaşayan en efsanevi Frigya krallarındandır. M.Ö. 738 yılı ile M.Ö. 696 yılına kadar yaşadığı Gordion'a kral olması çok tuhaf gerçekleşmiştir. Babası Gordios ve annesi Kibele ile çıktığı yolculukta öküz arabalarından birini kullanmakta olan Midas'ın gideceği yer; Frigya'dır. Kralsız kalan Frigya, kahinlerin tavsiyesi üzerine ülkeye araba ile ilk gelen kişiyi kral yapmak istemiştir ve bu da Midas'ın babası Gordios'tur. Bir şans eseri Kral olan Gordios öldükten sonra yerine oğlu Midas geçmiştir.

Dionysos'un arkadaşı Satiros, bir gün Midas'ın ünlü gül bahçesinde uyuya kalır. Adete bir Türk misafirperverliği gösteren Midas, Satiros'u on gün sarayında ağırlar. Bunun üzerine; Zeus ve Semele'ni oğlu Dionysos, ödül olarak Midas'ın bir dileğini kabul edecektir. Her tuttuğunun altın olmasını isteyen Midas'ın isteği kabul edilmiştir, fakat Midas'ın aç gözlülüğü ona çok önemli bir noktayı unutturmuştur; her dokunduğu altın olacaktır. Dokunduğu her şeyin altın olması başta Midas'ı çok mutlu etmektedir. Ağzına götürmeye çalıştığı kaşıklardan tut, ailesine kadar her şey altına dönüşmüştür. Sevdiği herkesi aç gözlülüğü sayesinde kaybeden Midas, Dionysos'tan bu büyüyü bozmasını istemiştir. Dionysos'ta büyüyü bozması için Midas'ı, Lidya'da bulunan Paktolos Irmağı'nda yüzmesi için gönderir. Bugün kumlarının altından olduğu söylenen Paktolos Irmağı'nda yüzen Midas'ın artık hiç bir tuttuğu altın olmamıştır.

Dionysos'un arkadaşına sahip çıkacak kadar iyi kalpli olan Midas, Apollon ve Kır Tanrısı Pan arasında düzenlenen en iyi çalgı çalma yarışmasında jürilerden birisi olur. Pan, kavalıyla kulağa hoş gelen şeyler çalarken, Apollon'un çaldığı gümüş lir tüm çalgılardan üstün bulunmuştur. Dağ Tanrısı Tmolos, birincilik çelengini Apollon'a vermek üzereyken, yarışmanın birincisini Pan ilan eden Midas, Apollon'u çok kızdırmıştır. “Müzikten anlamayan bu kulaklar bir insanın değil, ancak bir eşeğin olabilir!” diyen Apollon, Midas'a iki uzun kulak hediye etmiştir.

Utancından insan içine çıkamayan Midas, kulaklarını bir bere ile herkesten saklmaya başlar. Ta ki saçlarını berberine kestirene kadar. Hani bizlerle ilgili çoğu şeyi bilirler ya berberler, Midas'ın berberi de öyle işte. Midas'ın bu sırrını mezara kadar taşımak zorunda olan berberi, herkesten, herşeyden saklamaya başlar bu gerçeği. Fakat Midas'ın berberi artık bu sırrı saklayamayacak dereceye gelir. Hani bir şeyin yasak olduğunu bilip onu yapmayı ister ya bir insan, Midas'ın berberi de tıpkı bunun gibi kendisini zor tutmuştur bugüne kadar. Ama berber yine de bu sırrı bir insana değil, bir kuyuya bağırır. Midas'ın bu sırrını öğrenen kuyunun üstü kapanır. Üstü kapalı olan bu kuyularda sazlıklar oluşmaktadır. Sır, berberden kuyuya, kuyudan ise yetişmekte olan sazlıklara geçmiştir. Rüzgar her estiğinde, sazlıklar Midas'ın kulaklarını fısıldamaya başlar. Fısıldar, fısıldar ve herkesin duymasını sağlar. Artık herkes Midas'ın kulaklarının eşek kulağı kadar uzun olduğunu bilmektedir. Dostlarım sizde bilirsiniz; bir insan daima kendinden kötü durumda olanı eleştirmek için vardır bu dünyada. Tıpkı Midas'ın halkı gibi. Halkı tarafından alay konusu olan Kral Midas'a “eşek kulaklı Midas” demeye başlamıştır insanlar. Midas, bu söylenenlere daha fazla dayanamaz ve kulaklarını kestirir. Kulaklarını kestiren Midas, rahatladığını düşünürken; kulaklarının bir sarmaşık gibi tekrar uzadığını farkeder. Ne yaparsa yapsın kulaklarından kurtulamamıştır. Apollon'a; “Beni bağışla ! Bana kulaklarımı geri ver, istiyorsan tüm servetimi al ama kulaklarımı bana geri ver.” diye yalvaran Midas'ın büyüsü bozulmuş, tüm serveti karşılığında kulaklarına geri kavuşmuştur. Fakat bir farkla ! Tüm serveti karşılığında kulaklarını geri veren Apollon, Midas'ı ölümle cezalandırır. Kral Midas'ın cesedi, günümüz Türkiye'sinin başkenti Ankara'nın Polatlı ilçesinde bulunan Gordion Müzesi'nin tam karşısında ki tümülüste gömülüdür.